Özgüvenli bir birey dediğimizde aklımıza gelen profil; kendinden emin bir duruş sergileyen, net ve yalın konuşan, sadece yapabilme kapasitesini değil, yapamama kapasitesinin de farkında olan, sınırlarını bilen biri olacaktır. Bu tanım yanlış olmaz çünkü özgüven, bireyin kendini tanımasıyla gelişir.
Özgüven, kendini başkalarıyla kıyaslayarak ya da başkalarına göre konumlandırarak inşa edilmez. Özgüvende referans noktası kişinin kendisidir. Örneğin, her gün bir sayfa yazan bir yazarsanız, gelişim ölçütünüz kendiniz olursunuz. “Daha fazla yazmalıyım” dediğiniz noktada günde iki sayfa yazmayı deneyebilirsiniz. Ama başka biri günde on sayfa yazıyor diye kendinizi yetersiz hissetmezsiniz. Başkalarının başarılarından ilham almak ile onları kendinize aşmanız gereken bir engel gibi görmek arasında büyük fark vardır. İkincisi, zamanla özgüveni zedeleyen bir unsur haline gelebilir.
Peki ya kibir?
Kibirde ise özgüvenin aksine, kişi kendini başkalarıyla kıyaslayarak konumlandırır. Kendi başarılarını —genellikle kendisinde fazla gördüğü özelliğin, başkasında olmadığını düşündüğünde— hoyratça sergileme eğilimi gösterir.
İşte özgüven ve kibiri ayıran ince çizgi tam da burasıdır: Kendinizde olduğunu düşündüğünüz bir özelliği başkalarını kıyas alarak, onları daha alt konumda görmek için öne çıkarıyorsanız, bu kibirdir.
Kibirli birey, kıyasın yanında abartılı bir bakış açısına da sahiptir. Sadece iyi olduğunu düşündüğü taraflarını görür. Eksikliklerini ise bir kusur gibi algılar ve bunu başkalarının yanında dile getirmek şöyle dursun, kendine bile itiraf etmekte zorlanır.
Özgüvende kişi değişime ve gelişime açıktır. Kibirli insanın değişime ihtiyacı olduğunu düşünüyorsanız size kendinizi sorgulatacak argümanlar sunmaktan çekinmez. Çünkü kibirli insan , eksiğini görebilme yetisini bir rafa kaldırmıştır. Ortada bir eksiklik varsa sizdedir şeklinde sağlıksız bir dönüş sağlar.
Bilgi ve Kibir
Bilginin sürekli yenilendiği bir dünyada kişi bilgisiyle kibirlenebilir mi?
Kişi çok spesifik bir konuda derin bilgiye sahip olabilir ya da sadece genel hatlarını çizebilir. Özgüvenli birey burada neyi bildiğini veya bilmediğini açık yüreklilikle ifade edebilir. Kibir ise açık kapı bırakmaz; kibirli insan her şeyi bildiğini düşünür.
Maddi İmkanlar ve Kibir
Son dönemde sıkça karşılaştığımız bir diğer kibir unsuru ise maddi imkanlardır. İyi evlerde oturmak, lüks arabalara binmek, sadece o konforu alacak maddi güce sahip olduğunuzu gösterir; başka bir şeye işaret etmez. Asıl mesele, o imkanlara nasıl ulaştığınızdır. Haksız yollarla elde edilen bir konfor, toplumsal statü sağlayabilir gibi görünse de insanın iç dünyasında huzur bırakmaz.
Kendini Bilmek: Özgüvenin Kaynağı
O zaman insan hangi konuyu kibir nesnesi yapabilir? Çocuk sahibi olmak, evlenmek, zengin olmak, bilgili olmak, çok kitap okumak…
Bunların hepsini tek tek ele aldığımızda göreceğimiz şey hepsininin kişiye özel olduğudur.Her bireyin eşsiz olduğunu düşünürsek artımız eksimiz ile kıyas kabul etmeyecek kadar özelizdir.
Kibirli insan ise sürekli bir kıyas döngüsünde kendini yıpratır.Ne zaman fark eder, ne zaman içindeki o kıyas kurduyla yüzleşirse işte o zaman dönüşüm yavaştan kapısını çalar.
Kendimizi yapabildiklerimiz ve yapamadıklarımızla kabul ettiğimiz, referans noktamızın kendimiz olduğu bir hafta diliyorum.