İnsan, bütün sonradan yaratılanlar gibi ölümlü. Ölüm, insanı bir anlam arayışına götürmeli. Madem öleceksem, neden yaratıldım?

Kur'an, insanın yaratılış amacını; kendisini yaratana minnetle "kulluk" olarak tespit eder. Bu, "Allah'a sorumluluk bilinci" içerisinde yaşamaktan başka bir şey değildir.

Seve seve, gönülden kul olarak hayatını devam ettirmek, kulluğu kolaylaştırıcı bir takım araçlara muhtaç. Bunların belki de en önde geleni evlilik müessesesi. "Kişi evlendiği zaman dininin yarısını korumuş olur. Geriye kalan yarısı için de Allah'a karşı gelmekten sakınsın’’ der rehberimiz.

Evlilikle erkek teskin olur, kadın ise himaye.

Çocukluk çağı, düşüp kalkarak yürümeyi öğrenme çağıdır. Diğer bir deyişle, hata yapma çağı. Bu yüzden hatalardan sorumlu tutulmaz insan yavrusu. Bluğ (ergenlik) ve sonra rüşt ile beraber olgunlaşan insan, yaptıklarının sorumluluğunu hem dünya hem de ahiret hayatında üstlenebilecek olgunluğa ulaşmış olur. Neslini devam ettirebilecek olgunluğa da ulaşan birey, normal şartlarda ancak evlilik kurumu içerisinde huzurla kulluğunu sürdürebilir. Böylece, kulluklarının selameti için, kadın ve erkeğin devamlılık niyetiyle hayatını birleştirmesi demek olan nikah, bir şart haline gelir.  Evlilik insanın yaratılış amacına da uygun olarak hem eşlerin Allah'a kulluk yolculuğunda ikisinin de kulluğunu kolaylaştırmalı, hem de evlatlarının Allah'a sorumluluk bilinciyle yaşamayı öğrenecekleri ilk mektep olmalı.

Nikah yoluyla sükunete kavuşan erkek, yatkın yaratıldığı sosyal hayattaki kulluk görevini memnuniyetle yerine getirir. “O erler ki, ne ticaret ne de alış veriş onları Allah'ı zikretmekten, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerin halden hale girip alt üst olacağı, gözlerin dehşetten donakalacağı bir günden korkarlar” (Nûr 24/37). Evinde sükunet bulan bir erkeğin bu ayeti kerimenin kapsamına girmesi kolaylaşır. O'nun sakin, mutmain ve eli ekmek tutar girişken hali himaye ve güvence arayan kadına huzur verirken kulluğunu da kolaylaştırır. Eşi ve çocuklarıyla ilgilenmenin, onların kulluğuna katkısının farkında olarak dişi kuş edasıyla memnuniyetle bu üretken döngüyü devam ettirmek için çırpınır.

Sükunete ermemiş bir erkeğin ve\veya kendini güvencede hissetmeyen bir kadının evliliği ise aynı çatı altında yaşanan yalnızlık, ihmal, mutsuzluktan öte, yaratılış gayesi olan Allah'a kulluğunu yalnız yaşarkenkinden daha zor bir hale getirebilir. Kadının kulluğu için en uygun ortam olan evi ve evinin içindeki yükümlülükler O'nu boğar. kendisini dışarıya atmak ister. Oysa sorumluluklar, kurallı ve disiplinli yaşam, insan ruhu için huzur ve güvencedir. Eşinden değer ve ilgi görmeyen kadın, kulluğunun asli unsuru olan namaz ve ibadetlerindeki huşuyu kaybeder. Darmadağınıktır. Kulluğunun bir parçası olan çocuklarını güzel yetiştirmeye hatta onlara iyi davranmaya takat bulamaz. Yaşadıkları  bu olumsuz tecrübeden hareketle anneler kızlarını, kendi güvencelerini kendilerinin temin etmesi için evin dışına itiyorlar. Kariyer basamaklarında iç huzuru bulamadan yorulan kadına, ev, sevimsiz geliyor artık. Zaten çocukluktan itibaren her sabah çıkıp akşam girdiği bir kapıdan ibaret oluyor.                                             Artık kulluğunu ve sosyal sorumluluğunu yerine getireceği ev-mescidini imar edecek vakti de enerjisi de yoktur.

Evinde huzur bulmamış, sükûnete ermemiş erkek ise parasıyla imtihan oluyor. Eşi için harcamak istemediği parasını infak da edemeyip, saçıp savuruyor ya da harcayamayıp biriktiriyor. Kazanma ve harcamasında dengeyi bozuyor.

Eşine güvende olduğunu hissettirememiş erkek, kendisi de sükunet bulamamış halde sosyal hayata dahil oluyor. Güvensiz kadınlar, teskin olmamış erkeklerle dolu hercümerc bir toplumsal yapı, kulluğun toplumsal yönünün tebarüz etmesi önünde bir engel oluyor. Böyle bir atmosferde büyüyen nesil, sonu gelmiş bir insanlığı temsil etmek üzere alfabenin son harfi ile isimlendirilir hâle geldi.

Kadın da erkek de Allah'a kulluk için birbirlerinin eksiğini tamamlamak üzere yaratılmış bir çift ayakkabının iki teki (zevc) gibi olmalıydı oysa.

"Sizin için kendileriyle huzur ve sükun bulasınız diye kendi türünüzden eşler yaratması, aranıza meveddeti (sevgi ve merhameti) yerleştirmesi de O’nun kudret delillerinden biridir. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir topluluk için alınacak bir ders mutlaka vardır." (Rum 21)

Evlilik, sükunet bularak kalbi, insanın asıl yaratılış amacı olan Allah'a kulluğa en uygun hale getirmek için varken, ast üst ilişkisine indirgenip meveddetin olmadığı, zorlama ile yürütülen bir hale de gelebiliyor. (Meveddet, kadın ve erkeği bir arada tutan şey. Hukuk ise ya sevgi ve merhamet ortamının suistimalini önlemek ya da bu ortamın bulunmadığı alanı düzenlemek için var.) Bu sevgi ve saygı atmosferini soluyamayan çocukların, anne babalarının değerlerine saygıyı kaybederek, yaşadığı toplumdan kopuk, alfabenin hiçbir harfi ile ifade edilemeyecek bir hâle savrulduklarını görüyoruz.

Eşlerin birbirini iktidar hırsıyla kendisinin kulu olarak görmek istediği evlilikler, birlikte bir tek yaratıcıya severek kulluk etmek için kurulmuş müessesenin dinamiti oluyor. Oysa kadın, kendisinin varlığını kabul edip, saygı duyarak güvenlik hissi veren, hamilik yapan bir kocaya ram olmaktan kendini alamaz zaten. Bu O'nun mayasında vardır. "... Onlarla iyi geçinin!" (Nisa 19) emrinin muhatabı koca, karısı'na hükmetme yerine O'nunla geçinmeyi seçtiğinde, karısı O' nu yuvaya çevirdiği evinde sükunete erdirmek için dişi kuş gibi çırpınır. Kavvam olan, erkek olunca, ilişki, daha çok erkeğin niyet ve tavrına göre şekil alacak demektir. Hak ve sorumlulukların soğukluğuna, sevgi ve merhamet demek olan meveddetin sıcaklığı galip gelince Allah'a karşı sorumluklar şevkle yapılır. Böyle bir atmosferde büyüyen nesil alfabeye yeni altın bir harf olarak eklenir.

 Dini tamamlamak için yapılan evlilikler, dinin bozulmasına, yaratanla bağın zayıflamasına neden oluyorsa, boşanma, hoşa gitmese de bir çıkış kapısı olabilir. Talak suresi,  Yaradan'ın sınırlarına riayet edilerek gerçekleştirilen boşanma ile O'na karşı gelmekten sakınanlar için, çıkış yolu, kolaylık, kötülüklerini örtüp, mükafatını büyütme... vaad etmektedir. Evlilik içindeki sorunlar dine zarar vermiyor, yaradana kulluğu zorlaştırmıyorsa, sabır en güzel mükâfat olmalı.

 Yaradanına karşı sorumluluk bilinci taşıyan bireylerin, Yaradanına karşı sorumluluk bilinci taşıyan aileler kurmasıyla, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan bir toplum tesis edilebilir.

 Eşlerinizle birlikte, gönül gönüle yaratanına karşı sorumluluk bilinciyle, meveddetle kocayınız.

Selam ile...