“Benim gücümü yabana atmayın mesajı”

Dün gerçekleştirilen alışveriş boykotuna alışveriş yapmak için sepeti koluna takıp karşı çıkanlara bu yazım açıklama olsun.

Normalde hükümetin, en azından ekonomi yönetiminin bu boykota böylesine karşı çıkması, böyle sert tepki göstermesi beklenmez. Hatta tam tersine destek olmaları umulur.

Çünkü ekonomi yönetiminin iki yıldır uygulamaya çalıştığı enflasyonla mücadele programının iki temel ayağı var. Bunlardan biri Türk parasının görece değerli seyretmesi, bir diğeri ise talebin kısılması.

Bunları sağlamak uğruna uzun süre yüksek faiz uygulandı.

Asgari ücrete, memur ve emeklilere düşük oranlı zam yapıldı. Hatta asgari ücrete daha fazla zam yapılması durumunda ele geçecek paranın tasarruf edilmeyeceği ve harcamaya yöneltileceği, bunun da mal-fiyat dengesini bozacağı söylenmedi mi, söylendi…

Yani demek ki vatandaşın cebine az para girmeliydi ki harcama az olsun, böylece enflasyonla mücadele kolaylaşsın.   

Hatta Merkez Bankası hemen her açıklamasında iç talebin yavaşlayıp yavaşlamadığına değinmedi mi ve bu yavaşlamanın enflasyonla mücadeleye katkısının ne kadar önemli olduğunu vurgulamadı mı?

İşte ekonomi yönetiminin iki yıldır uğraştığı talebi kısma çabası bir anda gerçekleşiverdi!

Hem zaten hükümet bu boykota siyaseten karşı çıkıyorsa da kim bilir ekonomi yönetimi olan bitenden içten içe memnuniyet duyuyor; "Şu boykot ne güzel oldu" diyordur.

"Boykot çağrısını biz yapmadık ki" "Çağrı bizden gelseydi ve böylesine taraftar bulsaydı bu boykot tadından yenmezdi, ancak çağrı bizden değil, tam tersine bize karşı yapıldı" aması!

Daha önce zaman zaman iktidar tarafından da dile getirilen boykot çağrıları unutulmadı. Bu çağrılar en azından boykotun öyle "ekonomiyi çökertme amaçlı" eylemler olmadığını ortaya koyması açısından önemli. Herhalde hükümetten hiç kimse çıkıp "Bir dönem nasıl da yanılmışız, neredeyse ekonomiyi çökertecek bir girişim içinde olmuşuz" demeyecektir. Çünkü bu tür boykotlarda niyet ne o zaman öyleydi ne şimdi öyle. Kaldı ki ekonomi yönetimi tarafından daha önce dile getirilen boykot çağrıları şimdiki gibi bir günlük değildi.

Kaldı ki geçtiğimiz aylarda ve yıllarda özellikle fiyatların çok artış gösterdiği hizmetler sektörüne dönük benzer boykot çağrıları da gündeme gelmişti.

Şimdi o zaman boykot çağrısı yapanların ve bu çağrıyı yapanları alkışlayanların bu kez niye ayağa fırlayarak yapılanı adeta vatana ihanet olarak göstermeye çalıştıkları da ortada.

Daha öncekiler ekonomik temele oturuyordu, en azından enflasyonla mücadele gibi bir gerekçe vardı. Sanki enflasyonun asıl sorumlusu özel sektörmüş, kamunun hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi davranılıyor ve boykotla özel sektörün "yola geleceği" gibi bir izlenim yaratılmak isteniyordu. En büyük ve temel zamları yapan kamu değilmiş gibi hareket ediliyordu ve işte sonuç ortada. Hiçbir boykot işe yaramadı ve enflasyonla mücadelede de kayda değer bir başarı elde edilemedi.

CHP'nin belli markalarla başlattığı ve dün hiç alışveriş yapmamaya kadar uzanan boykotun gerekçesinin ise demokratik haklarla ilgili mücadeleyi farklı bir boyuta taşımak olduğu ortada.

Alışveriş boykotu ekonomiyi çökertmeye hizmet eden bir uygulamaysa ne için yapıldığının pek önemi yok.

İster enflasyonu yükselttikleri gerekçesiyle özel sektörü "terbiye etmeye dönük" olsun; ister vatandaşın "Benim gücümü yabana atmayın" mesajı olsun...

Ortaya çıkan sonuç değişiyor mu, hayır. Alışveriş azalıyor.

Bu azalma ekonomiye nasıl zarar veriyorsa her iki durumda da aynı ölçüde zarar verir. Dolayısıyla bu boykot ya kötüdür ya değildir.