Geçtiğimiz günlerde Karatay ilçemizde bir kız çocuğu başıboş köpekler tarafından öldürüldü. Kızımıza rahmet, annesine, babasına ve diğer sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Onların acılarını hiçbir tartışma, hiçbir cezalandırma, hiçbir kanun azaltamaz, bitiremez. Allah sabır versin...
Son bir buçuk yıl içinde köpekler yüzünden gerek ısırılarak, gerekse trafiğin aktığı yollara fırlayıp, sebebiyet verdikleri trafik kazalarında ölenlerin sayısı da 65 olmuş.
Şu an sokaklarda sahipsiz olarak dolaşan köpek sayısı 5 milyon adetmiş. Bu sayının, önümüzdeki 5 yıl içinde 60 milyona çıkması muhtemelmiş. Bu bilgileri basit bir aramayla internet üzerinden bulmak mümkündür.
Zaten özellikle son 5 yılda üzerine fazlaca düşülen bir konu olduğu için bizler de televizyonlardan, medyadan ve sosyal medyadan onlarca insanın bu köpek saldırıları yüzünden hayatlarını kaybettiklerine şahitlik ettik, etmeye de devam ediyoruz maalesef...
Bir yandan devletin ilgili kurumları bu konuda kanunlar çıkartıyor, genelgeler yayınlıyor, diğer yandan bazı STK'lar ve kişiler ise alınan ya da ‘alınması gerektiği’ öne sürülen tedbirlere karşı çıkıyor, ortalığı velveleye veriyor ve köpeklerin verdiği huzursuzluğa ve güvensizliğe adeta destek oluyorlar. Ya onlar dertlerini yeterince anlatamıyorlar ya da yetkililer onların demek istediklerini anlayamıyorlar. Köpek olayları da hız kesmeden devam ediyor.
Bu hayvan severler, Kuzey Kutbu ülkelerindeki fok balığı katliamlarına da ses ediyorlar mı bilmiyorum. Zira ‘hayvan’ olarak sadece köpekleri gündemde tutan bu arkadaşlar, mesela sokak aralarında ilaç motorları ve pompalarıyla sinekleri, böcekleri, kelebekleri hatta kuşları öldüren bu ekiplerin ve belediye araçlarının peşine takılıp kovaladıklarını ve bu yüzden belediyeleri protesto ettiklerini hiç görmedim.Oysa dünyada 8,7 milyon zarlı hücre yapılı, 100 milyondan fazla zarsız hücre yapılı canlı türü yaşıyormuş.(İnternet) O zaman isminize “hayvan sever” demeyecek “köpek sever” diyeceksiniz.
Sanki dünyada, köpekten başka hayvan yaşamıyormuşçasına, ‘hayvan severlik’ taslayıp aslında bu ölümlerin 'doğal' olduğu konusunu dillendiriyor gibi bir tavır içine giriyorlar. Sadece köpek savunuculuğu ile bir iddiaya göre aslında "Ulusal ve uluslararası köpek maması ticaretinin reklamını yaptıkları" öne sürülüyor.
Ayrıca ‘hayvan sever’ dernekleri adına para toplanarak, buralardan şahsi ikbal sağlandığına, paraların zimmetlerine geçirildiğine yönelik haberler duyuyoruz.
"Ankara'da yardıma muhtaç hayvanlar için topladıkları paraları zimmetlerine geçirerek yaklaşık 20 milyon liralık zarara neden olan ..P Derneği mensubu 19 kişi gözaltına alındı. (NTV)
"(...KO) Başkanı. Hayvan hakları koruyucusu ve fenomen SU'nun ihbarı üzerine savcılık 1 milyon 932 bin lira zarara uğratıldığı gerekçesiyle dernek başkanının 'nitelikli dolandırıcılık’tan 10 yıla kadar hapsini istedi. (Sabah)
"Artan nüfus hızını düşürmek amacıyla, Resmi Gazetede 10 Nisan 1965 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 557 sayılı Nüfus Planlaması Yasası, ülkemizde geniş ölçüde uygulamaya geçilmesine olanak sağlamış bulunmaktadır." İnt.
Bu haberde de olduğu gibi ülkemizde insan nüfusunun azaltılması için yasalar çıkarılmış, köy köy, hane hane gidilerek insanlara "Az çocuk yapmaları ya da 'Bir çocuk yapmaları' hususunda telkinlerde bulunulmuş, doğum kontrol haplarıyla, iğneleriyle doğum oranının düşürülmesi için uğraşılmıştır.
"Dünya Nüfusunun 500 Milyonun altına Düşürülmesi Projesi" "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi" gibi projelerle dünya nüfusunun 500 milyon sayısının altında tutulması çalışmalarının devam ettiği iddia edilmektedir. Geçtiğimiz yıllarda dünyanın yaşadığı Pandemi konusunun bile "Bu projelerin bir parçası olduğu..." öne sürülmüştür. Hal böyleyken, köpek nüfusunun önümüzdeki 5 yıl içinde eğer tedbir alınmazsa, '60 milyona çıkabileceği' tespiti gerçekten korkunç bir durumdur. İnsan nüfusunu azaltmaya yönelik tedbirler alınırken, köpek nüfusunun adeta artması çalışmaları da üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olsa gerek.
Ülkemizde bu başıboş köpekler konusu henüz halledilebilmiş bir konu değildir. Köpeklerin karıştığı bu 'istenmeyen' olaylar sürekli olarak siyasi malzeme yapılmakta ve her kurum ve kuruluş ile birtakım 'hayvan sever' adıyla kurulmuş gruplar, kendi 'mezhebi’ ve ‘meşrebi' doğrultusunda gerek olayın meydana geldiği yerin yerel yönetimleri ve gerekse merkezi yönetimi 'günah keçisi' olarak ilan etmekte ve oralardan siyasi rant elde etmek için var güçleriyle saldırmaktadırlar.
Yazımın başında da değindiğim gibi başıboş köpekler yüzünden meydana gelen en son olay; Konya’mızda ve genel olarak ülkemizdeki bütün belediyeler içinde çalışkan, başarılı ve samimiyeti ve insan ilişkileri bakımından örnek gösterilen Karatay Belediye Başkanımız Sayın Hasan Kılca Beyefendi'yi yıpratma çalışmaları haline dönüştürülmüştür.
‘Ateş düştüğü yeri yakar.’ Kimin evladı olursa olsun Allah böyle bir olayı kimsenin başına vermesin. Yavrumuza Allah'tan rahmet, ailesine sabırlar diliyorum. Bu konu ile ilgili olarak suçlu olan kimselerin, görevlerini aksatanların mutlaka soruşturulması gerekir.
Burada "hayvan severlik" adı altında bu tür olaylar yüzünden ülkemizin huzur ve güvenini bozmaya yönelik ne kadar olay, kuruluş varsa onların da didik didik edilerek mutlaka soruşturulması ve bu işten ‘menfaat kazanıp kazanmadıkları’ araştırılmalıdır.
Devlet, vatandaşının huzurlu bir ortamda yaşama hakkını mutlaka temin etmeli, sokakta başıboş dolaşan bir tane bile köpek kalmayıncaya kadar ne yapacaksa yapmalı ve insanların sokaklarda, caddelerde köpek saldırıları yüzünden korku içinde dolaşmalarının önünü almalıdır.
Bir kaç gün önce kültürparktan geçerken bir köpek sürüsü ile karşılaştım. Kültürparkın bir ucundan geçen köpeği gören diğer bütün köpekler birleşip o yana doğru hücuma geçince ben, "Bana saldırıyorlar." korkusuyla 66 yaşıma rağmen bir ağaca tırmanmak zorunda kaldım.
7-8 yaşlarındaydım. Köyde, Cürük isminde bir köpeğimiz vardı. Annemler yakın bir köye sebze satmaya gitmişlerdi. Cürük de onlarla beraber gitmiş ama orada kaybolmuş geri dönmemişti. O kadar üzülmüştüm ki 55 yıldır hiç unutamadığım bir olaydır bu olay...
Şu anda torunlarımın birer tane, cinslerini falan bilmiyorum ama Tos ve Melo adında iki köpekleri var.
Kimse beni köpek düşmanı falan sanmasın, köyde çobanlık yaptığım zamanlardaki köpeklerin dostlukları aklıma geldikçe ağlatır beni.
Bir soruyla bitirelim.
Ruhsatlı silahım olmasına rağmen silahla gezmiyorum. Farz edelim silahım yanımda ve torunumla gezmeye çıktım. Köpek sürüsü torunumu aralarına alıp saldırıya geçtiler.
Ben ne yapmalıyım?
Cevabı bende var da siz ne önerirsiniz? Bir de köpeklerden başka hiç bir hayvanla ilgilenmeyen 'hayvan sever'ler ne önerirler acaba?
Ve son cümle: 45 yıl önce, elektriğin dahi olmadığı köyümde, çamurlar içinde bulunan bir yolda yürürken, üzerime atlayan beyaz bir köpeğin, kısıtlı imkânlar içinde o gün terziye yeni diktirmiş olduğum pantolonumu parçalayıp, üç dişini birden geçirdiği sol dizimde hala diş izleri duruyor.