Konyaspor, geçen hafta oynanan Eyüpspor maçını  sadece 2-1 kaybetmedi…
İki forvetini, yani gol umutlarını da kaybetti…
Dolayısıyla da, yeşil-beyazlılar,  Beşiktaş maçına santraforsuz çıktılar…
Diyeceksiniz ki, Melih Bostan?
Ne Umut Nayır’ın ne de Kramer’in muadili bile değil…
Çakma bir santrafor olarak, belki de futbol hayatında ilk defa böyle bir sorumluluğun altına girdi, ne yazık ki sorumsuzca davranarak yaptığı bir eylemle arkadaşlarını yalnız bıraktı!
Diğer bir cezalı oyuncu Oğulcan Ülgün’ü saymıyorum…
Onun boşluğu doldurulur…
Nitekim de öyle oldu…
O bölgede Marko Jevtoviç’e görev verdi Recep Uçar…
Ve en iyi maçlarından birisini oynadı Marko.
xxx
Maça gelince…
Son hafta hariç, ritim yakalamış bir rakiple oynamasına rağmen, kendi   yarı alanına çekilerek oynamadı  ilk 45’de Konyaspor. 
Hem de 27’de bir eksik kalmasına rağmen…
Melih Bostan’ın rakibine yaptığı hareket direk kırmızıyken, Ali Şansalan sarıyla yetinmek zorunda kaldı, ama VAR’daki Alman hakemin tavsiyesi ile kartın rengi kırmızıya döndü…
İlk defa ilk 11’de yer bulan ve takımının en kritik maçlarından birisinde arkadaşlarına, takıma,  yönetimine ve hocasına  ihanet etti Melih Bostan!
Başa baş giden bir oyunda kırmızı kart görerek takımını cezalandıran bu oyuncuya ne demek lazım bilemiyorum.
xxx
Maçın başlaması ile birlikte Konyaspor rengini belli etti…
Yeşil-beyazlılar, beraberlikten çok, kazanma niyetliydiler…
Kazandılar da…
Hem de iki eksikle oynamalarına rağmen…
63 dakika 10 kişi, son 25 dakika ise 9 kişi ile hem kalesini hem de skoru korudu temsilcimiz…
Her futbolcu grubunun harcı değil…
Konyaspor müthiş bir direniş göstererek, kendisi adına hayati bir maçtan, hem de Beşiktaş gibi bir takımdan söke söke 3 puan aldı…
İnanılmaz bir maçtı…
Bir tarafta hakemin, bir tarafta Beşiktaş’ın bunaltıcı baskısına rağmen, kalesini gole kapatan Deniz başta olmak üzere, bütün oyuncularla ne kadar gurur duysak azdır…
Bu maçın teknik analizi yapılmaz…
Bu maç, analizi yapılacak bir maç değil…
Çünkü, özellikle ikinci 45’te tek kale oynanan bir maçın teknik analizini yapmayı ukalalık sayarım…
Hem de 9 kişi kalmış bir takıma “kırmızı görmüş boğa” gibi saldıran bir rakibe karşı verilen mücadelenin analizini biz değil, Beşiktaş’ı yazanlar yapsın!
xxx
Oyuna nerede ise önde başlayan, artı psikolojik üstünlüğü ele geçiren, dahası ciddi bir performans ve özgüven yakalayan bir rakip vardı Konyaspor’un karşısında…
Oyuncu kaliteleri ile Konyaspor’dan çok çok önde olmaları da cabası…
Tabi ki hakem faktörü de…
Hakeme rağmen, Beşiktaş gibi bir rakibe karşı, inanılmaz bir direnç göstermek, üzerine basa basa söylemek gerekirse, 9 kişiyle sahadan galibiyetle ayrılmak destansı bir hikaye değil de ne?
Bu ancak güçlü bir mücadele, güçlü bir savunma karakteri ile mümkün olabilirdi ve öyle de oldu…
Kenarda Recep Uçar’a, içeride de Deniz ve arkadaşlarına şapka çıkarmak gerekir her şeyden önce.
Xxx
Ben burada başka bir konuya değineceğim…
Konyaspor ailesi olarak bu maçtan çıkarmamız gereken dersler var…
Konyalılar için  futbolu anlatmak ve yazmak, ben de bir aidiyet duygusu ve takıma olan bağlılığımdandır…
Her ne kadar, çileli yıllar yaşasak, özellikle içinde bulunduğumuz bu sezon lige tutunmak için ve bunun zorluğunu da, stresine de iliklerimize kadar yaşamış olsak dahi Konyaspor sevgisinin bitmesi mümkün değil…
Herkes biliyor ki, bu takım halen ayaktaysa, gücünü şehri ve kulübü yöneten iyi niyetli 3-5 yönetici ve takımını karşılıksız seven taraftarlarından alıyor…
Bu kadar net…
Bu takıma gönül veren binlerce kişinin çarpan yüreğidir, bu takımı her şeye rağmen ayakta tutan…
Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay başta olmak üzere, sorumluluk sahibi insanlar Konyaspor’u huzura çıkarmanın çabasını gösteriyorlar…
Sağolsunlar…
Özetlersem; bu şehirde Konyaspor sevgisinin yaşaması da, şehre ve takıma yön verenlerin mahir ellerine bakmaktadır…
Ne demek istediğimi, 9 kişiyle Beşiktaş gibi önemli bir takımı alt etmenin hikayesine baksınlar yeter…
Ne kadar ekmek, o kadar köfte...
Siz anladınız onu…
Son söz; Konyaspor direniyor, Konyaspor direnirken yalnız bırakmamak lazım.