Ramazan ayı, Müslümanlar için sadece bir oruç ayı değil, aynı zamanda manevi bir yenilenme ve derinleşme zamanıdır. Bu mübarek ayın ilk günü, hem bedenen hem ruhen bir hazırlık sürecinin başlangıcıdır. Oruçla geçen ilk günün ardından akşam ezanıyla birlikte sofralar kurulur, insanlar açlıkla birlikte sabır ve dayanışma duygularını da hisseder. Ancak Ramazan’ın asıl ruhunu yaşatan anlardan biri de, teravih namazının ilk gecesidir.

İlk teravih namazı, her yıl olduğu gibi, bir başka özel duyguyla karşılanır. Uzun bir aranın ardından camiler yeniden dolmaya başlar, kapılar açılır ve Müslümanlar, sabırla ve huzur içinde ilk teravihlerini kılmak için bir araya gelirler. Her adımda bir hayırlı yürek, bir umut vardır. İmamın okuduğu her ayet, kalpleri arındırır, ruhları aydınlatır. Gece boyunca kılınan bu namaz, hem bedeni bir rahatlama hem de ruhsal bir arınmadır.

İlk teravih gecesinde bir heyecan vardır; namazın bitimindeki huzur, ilk defa bir araya gelmenin getirdiği sıcaklık ve birliktelik duygusu… Herkesin yüzünde bir memnuniyet ifadesi, minik bir gurur vardır. Teravih, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda Ramazan’a bir adım daha yaklaşmanın da simgesidir. O ilk gecenin verdiği iç huzur, tüm Ramazan boyunca sürecek manevi yolculuğun habercisidir. Ve böylece, Ramazan ayı boyunca her teravih gecesi, ruhlarımızı besleyen, kalplerimizi aydınlatan bir fırsata dönüşür.

İlk teravih namazının heyecanı, Ramazan’ın bereketiyle birlikte her geçen gün biraz daha artar. Zihinlerimizde bu geceyi hep hatırlayarak, her teravih namazında Allah’a daha yakın olmayı umut ederiz.